“DÜNYA REKABETİNDE ÜLKELERİN YERİNİ YÖNETİCİLER ALDI”

Türk ihracatçısının uluslar arası pazarlarda unutmaması gereken kuralları anlatan İGEME Araştırma Dairesi Uzmanı Ebru Gülsoy; “Küreselleşen dünyada artık rekabet eden ne ülkeler, ne sektörler, ne de firmalar. Rekabet eden yöneticiler. Global pazarda Türkiye’deki küçük bir firmanın ABD’de tek alanda söz sahibi olabilmektedir. Çin’den Sudan’dan bir firmanın dünyanın tamamına hakim olacak ürünler üretebildiğini, her pazardan alıcı bulabildiğini görüyoruz. Bunu sağlayabilen, işletmelerin yöneticisinin iyi bir yönetici olması. Dünya’da rekabet Çin’in dünya piyasalarına girmesiyle yoğunlaştı.”dedi. Konya Sanayi Odası Konferans Salonu’nda düzenlenen Dış Ticaret Eğitimi Programına konuşmacı olarak katılan İhracat Geliştirme Merkezi (İGEME) Araştırma Dairesi Uzmanı Ebru Gülsoy, ‘İhracatta Pazarlama ve Pazarı Değerlendirme” konularında katılımcılara bilgi verdi. Rekabetin giderek yoğunlaştığı dünya ticaret ortamında işletmelerin özellikle de KOBİ’lerin varlıklarını sürdürebilmelerinin giderek güçleştiğine dikkat çeken Gülsoy, “Ancak unutulmamalıdır ki Dünyada artık ülkeler, sektörler ya da firmalar birbirleriyle rekabet etmemekte, haberleşme ve iletişimde yaşanan olağanüstü gelişmeler neticesinde küçük bir köy haline gelen dünyada yöneticiler rekabet etmektedir” diye konuştu. İşletmeleri uluslararası bir rallide yarışan otomobillere benzeten Gülsoy, “Nasıl ki bir otomobil yarışında birincilik elde etmek için otomobil ve sürücünün ayrı ayrı niteliklere sahip olması gerekiyorsa günümüz çetin rekabet ortamında da işletmelerin yöneticileri sahip olmaları gereken nitelikler ayrı ayrı ele alınmalı ve geliştirilmelidir. Zafer iyi bir işletmeyi yani iyi bir otomobili, iyi bir yöneticiyi yani şoförü gerektirdiği gibi iyi bir haritayı yani iyi bir stratejiyi de gerektirmektedir” şeklinde konuştu. Dünya’da özellikle Çin, Hindistan gibi düşük işgücü ücretli ve hammaddeden yana zengin ülkelerin uluslar arası piyasalara açılmasıyla Türk işletlerinin fiyat rekabetini sürdürmelerinin imkansız hale geldiğine değinen Gülsoy, “Elbette devletin bir dış ticaret stratejisi olduğu gibi sektörel kuruluşlarında dış ticaret stratejileri kurarak rekabet edilen alanı fiyat gibi geleneksek bir değişkenden uzaklaştırmaları gerekmektedir. Alım gücü yüksek ve gelişmekte olan ülkelerin hepsinin birden rağbet gösterdiği büyük pazarlarda, tüketici ihtiyaçları, ürünlerden beklenen faydalar ve alıcıların kullanım ve satın alım alışkanlıklarının iyi etüd edilmesi, ürün ve hizmetlerin kalite, miktar, hizmet, zaman ve imaj boyutlarının bu beklentilere göre şekillendirilmesi gerekmektedir.”dedi. Dünya ticaret ortamı karşısındaki güçlü ve zayıf yönleri ile karşılaşılan fırsatlar ve tehditleri değerlendiren Gülsoy, daha sonra şunları söyledi: “Rakiplerin yer aldığı dünya ticaret ortamı işletmelerimizin içinde bulunduğu büyük mücadelede bir yarış pisti gibidir. Bu pistte kuralları koyan yani hakem, Dünya Ticaret Örgütü’dür. İçinde bulunduğumuz globalleşme sürecinde uluslararası ticarette sınırlar giderek ortadan kalkmakta, DTÖ’nün koyduğu kurallar çerçevesinde rekabet unsurunu etkileyen faktörler hemen hemen bütün ülkelerde eşit koşullarda düzenlenmektedir. Bu durumda bugün ve gelecekte uluslararası piyasalarda başarılı işletme, etkin yönetim ve strateji unsurlarının öne çıktığı bir yarış kaçınılmaz olmaktadır. Büyüklük önemli değildir, önemli olan hızlı olanın yarışı kazanmasıdır. Bu yarışta işletmelerimiz uluslararası bir rallideki yarış otomobillerine benzemektedir. Nasıl ki bir yarışta sürücünün amacı, yarışı kazanmak için varış noktasına tüm rakiplerini geçerek varmak ise, işletmenin amacı da bulunduğu piyasada rakiplerini piyasa dışı bırakarak ya da rakiplerin olmadığı bir piyasada en yüksek kazancı elde etmektir.”